Senelerdir çeşitli araştırmalar icra eden Ufo gözlemcileri, bilim adamları ve astrologlar gökyüzünde binlerce vakaya tanık olmuştur.

Her yıl işittiğimiz,haberlere ve çeşitli bilim sitelerine konu olan gözlemler haricinde yeryüzünde de şahit olduğumuz vakalar meydana gelmektedir. Bunlar çoğu zaman gözardı edilmektedir. Çeşitli araştırma kuruluşları, UFO araştırmacıları araştırmacılar geçmişten gelen kaynakları kullanarak yeni bir araştırma ve aydınlanma girişimi içine girmemektedir.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde bilhassa İç Anadolu’da bulunan yeraltı odaları senelerden beri sırrını koruyor. Bu yeraltı evlerini araştırma sürecimde karşılaştığım yüzlerce dökümanda sürekli aynı şeyleri gördüm. Maalesef  Türkçe kaynaklar bu mevzuda oldukca yetersiz. Farklı yerel dillerden evrensel dil olan ingilizceye çevrilmiş dokümanlar bulunmakta. Bu tarz şeyleri araştırdığınızda hakikaten tüyler ürpertici vakaların yaşandığını ve hiç ummadığınız canlı türlerinin aslında anlatıldığı gibi olmadığını görecekseniz.

Toplumlar on binlerce senedir bu evrende yalnız olmadıklarını düşünüp çeşitli icatlarla araştırma geliştirme şekilleri denemişlerdir. Geçmişten günümüze kadar gelen dökümanlarla genel bir çözümleme yapacak olursak sürüngen bir ırk olan reptilianlar hakkında okuduğum,izlediğim,duyduğum detayları size şu şekilde aktarabilirim:

“Korkudan, savaştan, öfkeden, kirlilikten, kötü ve kirli olan her şeyden beslenen sürüngen bir ırk Reptilian. Fizyolojik görüntülerini değiştirebilirler,sizi etkisi altına alabilirler.Gerçekte görünüşleri bir yılanı andırmaktadır. Ve cin olarak tabir edilen varlıklarlar ile Reptilianlar arasında müthiş bir benzerlik vardır .’’

Gelelim aslolan noktaya, başıma gelen bir vakaya…

Bu hadiseler yıllarca beni takip ve tekrar ediyordu aslında. Evde her yalnız kaldığımda,uzun tabiat yürüyüşlerimde, sıcak ve kurak bir alanda, tünel sonlarında ya da tünel girişlerinde. . Sizin de başınıza gelmiştir belki, ufak çaplı bir basınç altında kalıp hareket edemediğiniz zamanlar. Benim başıma gelen vakada tesirinde kaldığım bir alan vardı. B. ilinin Y. ilçesinin C. Köyünde sıradan bir yürüyüş gerçekleştiriyorduk. Yürüyüşümüzün amacı, iç orman bölgesinin iç kesimlerinde yer alan tünellere ulaşmaktı. Sabah her zamanki gibi dostlarımla bir araya geldim. Kısa bir yolculuğun arkasından köye geldik, enfes bir köy kahvaltısının arkasından fotoğraf makinelerimizle yürüyüşe başladık. Hava sıcaklığı normaldi ve aylardan hazirandı.Grubumuzun 5 kişilikti ve uzun düren bir yürüyüş oldu. Yürüyüşümüzün sonralarına gelirken yani bizim geri dönmemize yol açan vakayı bu anda yaşadım.

Tünellere varmak için girdiğimiz ormanda nihayet tünel kapısına benzer bir yer bulduk. Üstü sarmaşıklarla, ucu sivri otlarla kaplıydı. Bir an dostlarım yanımda olmasına karşın onları göremedim ve seslerini işitmemeye başladım. Başıma bir ağrı girmişti ve sanki tüm vücudum uyuşmuştu. Sanki değil aslına bakarsak hakikaten öyleydi. Korkmamaya çabaladım, kendimi telkin ediyordum, yılan ya da benzeri bir yaratığın beni soktuğunu düşündüm. Aslına bakarsak öyle bir şey de olmamıştı. Aniden bir karartı görür gibi oldum, derisi yılana benzer biçimde olan ve gerçek anlamda bir sürüngeni andıran insan şeklinde bir mahluk idi. Bir kuvvetle başım öteki tarafa döndü ve yeniden başımı çevirmeye çalıştığımda karşımda normal bir adam gördüm. Her şeyiyle oldukca normal bir adam. Kendime gelmeye çalıştım. Bütün bu yaşadıklarım 3 saniye gibi kısa bir süre  içinde meydana geldi.

Karşımdaki adam konuşmaya başlamıştı bir şeyler söyledi onları idrak etmekte zorlandım ve arkadaşlarımın seslerini yeniden duymaya başladım herkes yanımdaydı. Adam bizlere; ‘’Burada olmamalısınız! Lütfen merkeze dönün, bu dönemde sizin için tehlikeli olabilir.’’ dedi. Elimizden gelen bir şey yoktu. Dönme kararı verdik ve çeşitli varsayımlar yürüttük. Merkeze varıp köyden uzaklaştık. O günden sonra her şey normal seyrinde devam etti evde başıma gelen bir kaç vaka haricinde (Onları size sonrasında aktaracağım).

Bu olayda ihtimal verdiğim vermediğim bir sürü unsur vardı. Fakat kesinlikle beni bugünkü kadar meşgul etmemişti. Yukarıda bahsettiğim reptilian ırkının bir üyesi olabileceğini, şimdiye kadar okuduğum ve izlediğim kaynakların da ışığında hiç ihtimal vermemiştim. Bu sabah bir video paylaşım sitesinde ‘’REPTİLİAN İLE RÖPORTAJ — LACERTA FILES TÜRKÇE’’ isminde bir video gördüm. Reptilian ırkından bir kadınla gerçekleştirilen röportajın Türkçe çevirisi hakkında bir video hazırlanmış. Alıştığımız,duyduğumuz o Reptilian hikayelerinden tamamen değişik bilgiler var. Aslen kim oldukları, dost mu düşman mı oldukları, neye benzedikleri, nerede hayatlarını sürdürdükleri hakkında bilgi verilmiş. “Lacerta Files” yani Lacerta Dosyasını araştırdım.

’’Ole K.’nın bir arkadaşı (adı E.F. olarak geçiyor) bir kaç ay önce, reptilian bir kadınla dost olur ve ileriki zamanlarda bu yeni reptilian arkadaşından Ole’ye bahseder. Kendisi, dünya dışı yaşam ve yaşam formlarıyla ilgisi olmayan biridir fakat E.F. nin anlattıklarındandan oldukça etkilenir. Bu reptilian kadın ile görüşmek ister ve karşı tarafın onayıyla röportaj tadında bir söyleşi gerçekleşir.’’ Bu röportaj sonrasında “Reptilianlar” ile ilgili tüm bildiklerimi sorgulamaya başladım; Zira bu röportaj hem başıma gelen vakalara ışık tutuyor hem de bazı kadim ırklar hakkında bilgi veriyor.

Sabah denk geldiğim aşağıdaki videoyu incelerseniz söylediklerime hak vermiş olacaksınız…

Yazar: ScienEzgi

PAYLAŞ
Cem Arbag
Bilim ve teknoloji aşığı; eskinin eğitimcisi ve bankacısı, şimdinin araştırmacı yazarı ve web yöneticisi ayrıca iyi bir Pink Floyd dinleyicisi. "Bir yerlerde inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor."

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here