diyen Simith sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bir gün bu durumu düşünürken zihnimde bir şimşek çaktı, belki de Osmanlı Devleti’nin o çağlardaki zaferlerinin altında, patatesle tanışmamış olması vardı. Basit bir araştırma bu konudaki şüphelerimi daha da artırdı. Patatesin Avrupa’da yayılış haritası ile Osmanlı’nın sınırlarında meydana gelen küçülme birbirine oldukça benzerdir. Patates, Avrupa’ya ilk defa 1577’de getirilmiş. Osmanlı’nın “Duraklama Dönemi”ne girmesi de 1579. Fakat bu dönemde Osmanlı’da henüz tüketilmeye başlanmamış, o yüzden de bu dönemde toprak kaybı yaşanmıyor. 1700’lü yılların başında başlayan buhrandan sonra patates, Fransa’dan başlayarak Avrupa’nın derinlerine kadar nüfus etmiş, 1770’ler gibi de Osmanlı sınırlarına dayanmıştır. Nitekim 1800’lerden kalma kayıtlarda, özellikle Batı kesimlerinde karavanalarda patates yemeklerinin olduğu görülmektedir.  Bu dönemden itibaren tüm ıslahat çabalarına, reformcu padişahlara hatta ve hatta II. Abdülhamit gibi dimdik duran bir hakana rağmen toprak kayıplarının durdurulamamasının altında yatan neden patates tüketimi olabilirdi.”

papates

Lord Smith bu tezini sağlamlaştırmak amacıyla bazı araştırmalar yapmış, genetik ve botanik alanında yaptığı çalışmalar ise onu çok ilginç bir tanıya ulaştırmıştır. 2010 senesinde, genetikçi olan Atekha Grimclaw, Amerika’da yaşayan yerlilerin %82.4′ünde ortak bir genetik bulgu saptamış. Bu bulguya sahip olan yerlilerin kas yapılarında anormal bir zayıflık gözlemleyen Grimclaw, araştırmasını derinleştirdiğinde bu zayıflığın kaynağının, patatesin içinde bulunan “Patatin” maddesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmış. Araştırmasını daha da derinleştiren Grimclaw, iki ay boyunca patates tüketimine ara veren yerlilerin kas güçlerinin normal hale geldiğini gözlemlemiş. E tabiki Amerika’daki patates lobisi, onun bu çalışmalarının yayılmasını engellemiş. (patatesin bile lobisi varmış, bunu da öğrenmiş olduk.)

Patates Lobisi

Türklerin başarılı olduğu milli mücadele yıllarında ekim-dikim yapılamaması ve maddi imkansızlıklardan dolayı askere patates dağıtılamaması ile iç pazarda üretilen: buğday, mercmek… gibi besinlerin tüketilmesinden muktedir, Türk askerinin güç kazandığı ve bu savaşlarda zafer elde ettiği görülmektedir.

Gerçek bir Türk Dostu olan Smith, son olarak Türk bilim insanlarına bir çağrıda bulunuyor;

“Patatin maddesine karşı hassasiyet gösteren genin Türklerde incelenmesi gerekir. Şüphesiz ki; patates tüketiminin sonlandırılması Türklerin, dünya sahnesindeki hak ettikleri yeri almalarını sağlayacaktır.”

Herbert Smith‘in bu düşüncesine ne kadar katılırsınız bilinmez ama kendisinin en azından düşünen bir insan olduğu ve tezini bilimsel çalışmalara dayandırdığı da yadsınamaz bir gerçek.

2 YORUM

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.